İçeriğe geç

Krizin teğet geçmediği kadınlar

Dünyada 2007-2008 döneminde ortaya çıkan küresel finansal dalgalanmanın kaynağı ABD’de 2007 yılı Ağustos ayında başlayan mortgage krizidir. Piyasa yapısı, denetim eksiklikleri ve bu süreçte izlenen politikalar, öngörülemeyen olumsuzluklara yol açtı. Krizin temelinde düşük gelirli ve zayıf kredi geçmişine sahip hane halklarına verilen yüksek riskli ipotekli konut kredileri bulunmaktadır. 2007 yılının ikinci yarısında Amerika Birleşik Devletlerinde başlayan finansal piyasalarda patlak veren bozulmalar adım adım derinleşti; Batı’daki likitide ve kredi daralmaları, hızla sermaye tabanlarının erimesi ile sonuçlandı ve bir yıl içerisinde ağır sonuçları olan ekonomik krize dönüştü. Giderek tüm dünya ülkelerine hızlıca yayılan ekonomik kriz; küreselleşmenin, entegre ekonomilerin ve kapitalist ekonomik sistemin derin sorunu haline geldi. Küresel kapitalizmin krizi derinleşti ve tüm yükü emekçi sınıf ve tabakalar üzerine yıkıldı. 

Kapitalizmin 2007’de başlayan krizi Türkiye’ye Ekim 2018’de yansıdı ve bu kriz dalgasından en sert etkilenen ekonomilerden oldu. O dönemlerde kriz Türkiye’yi ‘teğet geçti’ denilse bile Türkiye ile diğer ülkeler arasında ciddi bir dış ticaret ilişkisi vardır. Bu kriz döneminde Türkiye-ABD arasındaki ticari ilişkiler bozuldu ve Türkiye’nin cari açığı arttı. Bu nedenle işsizlikler, yoksulluklar, işten çıkarılmalar artmaya başladı. Krizin etkisiyle, dünya çapında işsiz sayısı 200 milyona ulaşmış olup, kriz öncesi %5.5 olan küresel işsizlik oranı, 2009 yılında % 6.2’ye yükselmişti. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2008 yılında %11,0 olan işsizlik küresel ekonomik krizin etkisiyle 2009 yılında artarak %14,0 olmuştu. Günümüzde ise bu oran Haziran ayı verilerine göre %10,9 dur. Çalışanlar, emekçi sınıflar 2009’u küresel krizin tahribatı altında geçirdi. İşsizlik, ücretlerin düşmesi, çalışma koşullarının zorlaşması ve güvencesizleşmesi 2009’da adeta zirve yaptı. 2009 krizi, sosyal eşitsizliği ve on yıllardır süren neoliberal sosyal tahribatın derinleştirdiği bir dönem oldu. İşçi sınıfının çalışma ve yaşama koşuları daha da kötüleşti ve artık Tekel işçi direnişlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Emekçiler yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmek için ülkenin pek çok yerinde direnişler gerçekleştirdi. Ekim 2008-Eylül 2009 döneminde 8 grev, 19 işgal, 116 eylem olmak üzere, toplam 143 direniş/eylem gerçekleştirildi.2009 döneminde Tekel ve diğer iş kollarında başlayan direniş sürecinde direnen işçilerin arasında en önde, talepleri cesurca haykıran kadınlarla doluydu. 

Krizin etkilediği kesimlerden biri de hiç şüphesiz kadınlardı. 2008-2009 dönemleri arasında hemen hemen her ülkede uygulanmaya başlayan kemer sıkma programları ilk olarak kadınlar üzerinden başlıyor, işten atılmalarda gözden çıkarılan ilk kadınlar oluyordu . Herhangi bir işte çalışma imkanı olmayan ya da çalıştırılmak istemeyen kadınlar üretim zinciri içerisine katılmakta zorlanıyor, zincire dahil olan kadınlar ise mobbinge maruz bırakılıyordu. Ekonomik gelire sahip olmayan kadınlar içinse durum biraz daha farklı bir boyutta kalıyordu. Kriz yüzünden iflas eden bir babanın eşini, çocuklarını ve kendisini öldürdüğünü bu dönemde görmüştük. 

Kriz dönemlerinde veyahut bugüne baktığımız zaman bu koşullara boyun eğmeyen bir çok kadın topluluğu vardır. Bunun en güzel örneğini 19 Kasım’da Londra’da gerçekleştirilen “Kadın eşitlendiği zaman geri döndürmeyin” (Don’t turn back time on women’s equality) diyerek 2000’den fazla kadının katılımıyla, bütçe kesintilerine karşı ekonomik özgürlük talebiyle sokaklara inen kadınlar verdi. Ve kadınlar yine aynı talepler doğrultusunda İspanya’da İndignados(öfkeliler) hareketiyle sosyal medya üzerinden örgütleni, kamu alanlarını ve binalarını işgal eden hareketin ön sıralarında yerini aldı. Bu dönemin Türkiye’deki etkilerine bakarsak Flormar direnişini güzel bir örnek olarak ele alabiliriz. Çoğunun kadınlardan oluştuğu 115 kişinin işine sendikalı oldukları gerekçesiyle son verilmiş fakat buna karşı başlatılan direniş ülke çapında destek bulmuştur. Özellikle kadınlar, #FlormarDeğilDirenişGüzelleştirir etiketiyle başlattıkları boykotla işten çıkarılan kız kardeşleri için büyük bir dayanışma ağı yaratmayı başarmıştır. 

Ekonomik Kriz süreçlerinde ortaya çıkan sorunlar sadece çalışan kadınları etkilemiyordu. Genç kadınlar açısından bakacak olduğumuzda üniversiteden ve haliyle üniversiteli kadından bahsetmemek 

büyük eksiklik olur. Kriz süreci öğrenci boyutunda harç parasından, kitapların fiyatına, yemekhane fiyatlarından yurt ücretine, kırtasiye alışverişine kadar her konuda alınan burs/krediler tüketimlerini karşılayamamaktadır. Her yıl belli oranlarla zamlanan burs\kredinin ortalama yaşayan bir öğrencinin kültürel, sosyal faaliyetlere bütçe ayırması bir yana temel ihtiyaçlarını bile karşılamamaktadır. Bir öğrencinin ihtiyacını karşılamakta yetersiz olan burs imkanı sağlanmayan, ekonomi ile geri ödemeli kredi olmak zorunda kalan öğrencilerin ise dertleri, ödeyecekleri her yıl katlanan kredilerden daha büyüktür. Üniversite bittiğinde iş bulma ve çalışma sürecinde yaşanan ayrımcılık ekonomik boyutta da kendini belli etmektedir. Çalışma hayatında eşit ücret alamıyor, ayrımcılığa maruz kalıp ilk gözden çıkarılan yine kadınlar olmaktadır.. Ekonomik kriz süreçlerinde genç, çalışan, işsiz fark etmeden kadınların yaşadığı sorunlar ortaktır. Ne yıllarca emek vererek tamamladığı eğitim hayatından çalışma hayatına geçiş yaparken kadın olduğu için karşılaştığı zorluklar bitmekte, ne de çalışma hayatında eşit ücret alabilmektedir. Ya da kadın olduğu için bu mesleği yapamazsın, erkek işi denilerek önüne set çekilmeye çalışılmaktadır.. Ancak bu yaşan durumlardan ortaya çıkan gayet net bir tablo da vardır. Biz hayatın her alanında direndikçe, bulunduğumuz alanları özgürleştirdikçe ve haklarımızı sonuna kadar savundukça ve en önemlisi yan yana gelince her şeyi başarıyoruz! Çünkü biz birlikte güçlüyüz! Direndikçe, haklarımızı savundukça daha da güçleniyoruz!

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir