İSPANYA’NIN “TUTKU ÇİÇEĞİ” : DOLORES İBÁRRURİ- Duygu Karataş

İSPANYA’NIN “TUTKU ÇİÇEĞİ” : DOLORES İBÁRRURİ- Duygu Karataş

İspanya’da 2. Dünya Savaşının öncesinde, faşist general Franco’ya karşı verilen mücadelenin en önemli sembolü olan Dolores İbarruri, mücadelesi boyunca coşkulu ve etkili konuşmaları sayesinde ‘La Pasionaria (Tutku Çiçeği)’ olarak tanındı. İspanya’nın Bask bölgesinde yoksul maden işçisi bir ailenin 11 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi.

İspanyol iç savaşı sırasında en ön saflarında yer alırken, onun sözleri Madrid sokaklarında ve direnişçilerin dilinde slogan haline geldi : No pasaran! (Geçit Yok!)

Kadınlarla, faşizme karşı verilen mücadelede en ön saflarında yer aldı. İbarruri’nin lideri olduğu ”Savaşa ve Faşizme Karşı Uluslararası Kadın Komitesi” direnişin kilit noktalarındandı. Komünist kadınların gazeteleri olan Companera (Yoldaş) ve Mujeres de Madrid ( Madrid’in Kadınları) bu komite tarafından yayımlanmıştı. Mücadelede komitelerde yüz binden fazla kadın yer alarak, kadın direnişinde tarihin önemli örneklerinden biri oldular. Direnişte barikat kurmaktan, ilk yardım istasyonları kurmaya, telefon santrallerinde ve fabrikalarda çalışmaya kadar tüm hayati önem taşıyan işlerde kadınlar çalışmışlardı, Madrid kadınlar tarafından yönetilen özgür bir şehir haline gelmişti.

İbarruri ve yoldaş kadınlar yalnızca İspanya’nın değil, tüm dünyanın faşizme karşı mücadele sembollerinden oldular. La Pasionarianın Glasgowda Clyde caddesinde bulunan heykeli, İskoçyadan İspanyaya faşizme karşı savaşmaya gitmiş olanların anısına ithaf edilmiştir.

Erkek egemenliğine karşı durarak tarihten günümüze ışık tutan kadınlar, mücadelenin nasıl büyütüleceğini de öğretiyor bize. La Pasionaria (Tutku Çiçeği) adıyla nam salmış olan Dolores İbarruri de onlardan biri.

1920’li yıllarda İspanya Komünist Partisi’nin ilk üyelerinden ve liderlerinden biri olan İbarruri, 1933’de parlementoya milletvekili olarak seçilmesiyle birlikte, kadının toplumdaki yeri ile ilgilendi, kadın haklarını ve yaşam şartlarını iyileştirmek için çalışmalar yaptı. Çok geçmeden 1934’de ise Paris’deki Dünya Kadın Kongresine temsilci olarak katıldı. Mücadeleyle geçen hayatı 1989 yılında dünyaya geldiği İspanya’da sona ermiştir.

Faşizme ve gericiliğe karşı verilen bu önemli mücadelede dünyada sembolik bir isim olarak anılan İbarruri ve direnişçi kadınlar bize bugün de kadınların direniş gücünü gösteriyor, ülkemizde ve dünyada kadınların bir araya gelerek mücadele vermesinin önemini tekrar hatırlatıyorlar. Hep birlikte, el ele omuz omuza verdiğimiz mücadelenin kurtuluşumuz olacağına, tarihteki örneklerine de bakarak yürekten inanıyoruz.

Tıpkı İbarruri’nin direnişin sloganı haline gelen sözleri gibi Ayakta ölmek, dizlerinin üzerinde yaşamaktan daha iyidir” diyerek susmuyor, korkmuyor, itaat etmiyoruz. Aşağı bakmıyoruz, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.

Son olarak, Nazım Hikmet’in dizelerinde yer verdiği İbarruri’yi sevgiyle anıyor, mücadelesine yürekten bağlı olduğumu belirtmek istiyorum.

ne kadar güzel şey yaratacaklarsa

Yani o korkunç hasreti daüssılâsı içimin

Güzel gözlerindedir

Madrit kapısındaki nöbetçimin 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir