İçeriğe geç

Depresyon değil ataerki!- Damla

Last updated on 20 Ekim 2020

Mutsuzluklarımızın sebebi ataerki! Türkiye’de kadın olmak, kadın düşmanlığının, sadece kadın olduğun için öldürülmenin, şiddetin günbegün arttığı bir toplumda kadın olmak… Buna muhalif olduğunda gördüğün baskı, polis şiddeti… Kendimizi koca bir umutsuzluk içinde bulduğumuz tüm dakikalar için alacaklıyız şiddetin mümessili olanlardan.

Kadın cinayeti haberlerini okuyamıyorum artık, geride kalan fotoğraflarına bakamıyorum. Biz bir şey yapmadığımız sürece bu korkunç olayların sonunun gelmeyeceği hissindeki yalnızlık, yorgunluk… Ama asla yılgınlık değil! Böyle günlerde hep aklıma gelen bir cümle: “Depresyon değil ataerki!” 8 Mart’larda görmeyi en sevdiğim döviz bu. Yıllarca yaşayıp anlamlandıramadığımız bir şeyi açıklıyor çünkü. Mutsuzluklarımızın sebebi ataerki! Türkiye’de kadın olmak, kadın düşmanlığının, sadece kadın olduğun için öldürülmenin, şiddetin günbegün arttığı bir toplumda kadın olmak… Buna muhalif olduğunda gördüğün baskı, polis şiddeti… Kendimizi koca bir umutsuzluk içinde bulduğumuz tüm dakikalar için alacaklıyız şiddetin mümessili olanlardan. Ben bu ülkenin sokaklarında attığım hiçbir adımda güvende hissetmiyorum, ne gece ne gündüz… Pınar Gültekin’in öldürüldüğü günün ertesindeki sabah, “bırak beni, çocuklarımı istiyorum” feryadıyla uyanıyorum bir kadının. Üstelik bakıyorum da umurlarında değil bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıların, perdelerin ardından seyrediyorlar, yüreklerin kulaklarının sağırlığı en çok da öfkemi harlandıran. İktidarın görmezden gelen tavrı… Sosyal medyanın yine bir kadın cinayetiyle çalkalandığı; “susmayan, korkmayan, itaat etmeyen” yüzlerce kadının meydanlarda olduğu bir günde, aynı gün üç saatlik konuşma yapan cumhurbaşkanının kadın cinayetlerine hiç değinmemesi… Haklarımızı koruyan yasaların erkeklerce tartışılması, siyasilerin açıkça, düşmanca kustuğu sözler, kabullenmeye zaten alışık bir toplum… Tüm bunların içinden nasıl çıkacağız zaman gösterecek biraz da ama beni güçlü tutan şey ne olursa olsun, sokaklardan evlere dönmüş; şiddeti, hiçe sayılmayı kabul etmiş kadınlara dönüşmediğimizi görmem. Baskı yıllardır gitgide artıyor, hapishanelerdeki muhalif sayısı mevcut baskıcı rejimleri ikiye üçe katladı, sosyal medyada paylaştığın bir cümle yüzünden yıllarını hapiste geçirebilirsin bugün, sadece slogan attığın bir eylemde elinde kalkanı, jopu olanlardan tekme yiyebilirsin. İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını protesto ettiğin bir günde, İstanbul Sözleşmesi’nin kendisine de lazım olduğunu bilmeyen bir kadın polis tarafından saçın çekilebilir!
Tüm bunlar yetmedi meydanları boşaltmaya, kudurmuşlukları bundan! Biz yine oradayız, dinmeyen öfkemizle, tırnaklarımızla kazıyarak kazandığımız özgürlüklerimiz için, birbirimiz için! Yaşamlarımız için yaşamlarımızı ortaya koyarak savaşıyoruz. Savaşmaya devam edeceğiz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir